Bu yazımda, son yıllarda giderek artan ve toplumda ciddi mağduriyetlere yol açan bir konudan bahsetmek istiyorum:
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, yıllar sonra geriye dönük incelemeler yaparak “sahte sigortalılık” iddiasıyla emekli maaşlarını iptal etmesi.

Öncelikle şu soruyu sormak gerekir:
Bir vatandaş, devletin resmi kayıtlarına dayanarak sigortalı olmuş, primlerini ödemiş, emeklilik hakkı kazanmış ve aradan 8-10 yıl geçmişken…
Devlet nasıl olur da “senin sigortalılığın geçersizdi” diyebilir?
Bu durum, sadece hukuki değil; aynı zamanda vicdani ve ekonomik bir sorundur.
“Sahte sigortalılık” kavramı elbette tamamen yok sayılamaz. Gerçekten çalışmadan sigortalı gösterilen kişiler olabilir.
Ancak burada temel mesele şudur:
Denetim görevini zamanında yapmayan idarenin, yıllar sonra faturayı vatandaşa kesmesi ne kadar adildir?
Vatandaş, SGK’nın sistemine güvenerek hareket eder.
İşe giriş bildirgesi verilmiş, primler yatırılmış ve kurum bunu yıllarca kabul etmişse, burada oluşan hakkın korunması gerekir.
Aksi durumda ne olur?
Bakınız;
10 yıl boyunca emekli maaşı alan bir kişi düşünün.
Hayatını buna göre planlamış, belki kredi çekmiş, çocuk okutmuş, geçimini buna bağlamış…
Ve bir gün SGK’dan gelen bir yazıyla maaşı kesiliyor, hatta geriye dönük borç çıkarılıyor.
Bu, açıkça bir ekonomik yıkımdır.
Hukukun temel ilkelerinden biri “hukuki güvenlik”tir.
Vatandaş, devletin işlemlerine güven duymak zorundadır.
Eğer bu güven ortadan kalkarsa, sosyal devlet anlayışı da zedelenir.
Burada çözüm nedir?
Birincisi;
SGK denetimlerini zamanında ve etkin yapmalıdır.
Yıllar sonra yapılan denetimlerle insanların hayatını altüst etmek, çözüm değildir.
İkincisi;
İyi niyetli vatandaş ile kötü niyetli uygulamalar birbirinden ayrılmalıdır.
Gerçekten çalışmış, fiili hizmet sunmuş kişiler cezalandırılmamalıdır.
Üçüncüsü;
Belirli bir süre geçtikten sonra bu tür işlemler için zamanaşımı ve kazanılmış hak ilkesi açıkça uygulanmalıdır.
Unutulmamalıdır ki sosyal güvenlik sistemi, sadece rakamlardan ibaret değildir.
Bu sistem, insanların hayatıdır, emeğidir, geleceğidir.
Devlet, vatandaşını korumakla yükümlüdür.
Vatandaşı belirsizlik içinde bırakmak değil, ona güven vermek zorundadır.
Yazımı tamamlarken şunu ifade etmek isterim:
Adalet, sadece kanunlarda yazan değil, uygulamada hissedilendir.
Ve bugün, bu konuda yaşanan mağduriyetler bize göstermektedir ki;
Bu alanda acil bir düzenlemeye ve hakkaniyetli bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.
Saygılarımla ,
Fuat TÜTÜNCÜOĞLU Sosyal Güvenlik Uzmanı
